|
|
Yayınlar, Makaleler
Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Çevresel Farkındalıklarını
Artırma Yolları
Doç.Dr. Çağlayan
DİNÇER
Ankara Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Fakültesi
İlköğretim Bölümü Okul Öncesi Öğretmenliği
Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi |
 |
|
Giriş
Gelişimsel özellikleri nedeniyle meraklı, keşfetmeye istekli ve hevesli olan okulöncesi dönem çocukları, doğayla iç içe
olarak bu isteklerine bir çıkış noktası bulabilirler. Doğayı aracısız keşfetme ihtiyacı tüm çocukların yaradılışında varolan
bir özelliktir. Doğa, çok çeşitli materyali, değişken ve ilginç ortamlarda çocuklara sunmaktadır. Bu yönüyle doğa, çocukların
gelişimlerini destekleyen bir sınıftır.Çocuklara düşen görev ise sadece çevreyi keşfetmektir.
Çevre bir çok özelliği içinde barındırmaktadır. Zengin çeşitlilik, değişimin gözlenmesi, canlı ve cansız her öğe, her eylem
ve her süreç için bir işleve sahip olması, karmaşık olması, renkli olması ve estetik olması (Türksoy 1991). Çevreye duyarlılık,
tüm bu özelliklerin farkında olmayı ve bu yönleriyle çevreyi keşfetmeyi gerektirmektedir.
Okulöncesi çocukları, doğayı inceleyerek bir çok beceri elde edebilir ve bu alanla ilgili deneyimlere sahip olabilirler.
Sonbahar mevsiminde yerlere dökülen yapraklar, doğada bulunan yaprakları incelemek için çocuklara bulunmaz fırsatlar sağlar.
Yine bu dönemde yaprakları inceleyerek farklı böceklerin yaprakları farklı şekilde kemirdiklerini de gözlemleyebilirler.
Yaprakların renk değişim dönemi olan bu dönemde renk değiştirmeyen yapraklarla değişik renklere bürünen yaprakları karşılaştırarak
nedenleri tartışılıp sınıflandırmalar yapabilir. Yapraklar sadece renk olarak değil şekil, büyüklük ve doku olarak da bizlere
bir çok fırsatlar verir. Bazı yapraklar kalp şeklinde, bazıları oval şeklindedir. Bazılarının kenarları yumuşak, bazılarınınki
sert, bazılarınınki ise iğne gibi sipsivridir. Ayrıca kokuları da
ler çocukların, farklı özelliklere göre sınıflandırma yapmalarını sağlamaktadır. Bu tip etkinliklerle hem çocuklar doğayı
yakından keşfetme yeteneğini kazanacak hem de bazı temel kavramsal becerilere ulaşmaları da sağlanacaktır (Galvin, 1994).
Mevsimsel farklılıklar da çocukların çevresel farkındalıklarını artırmada eğitimcilere sınırsız kolaylıklar sağlamaktadır.
Karda insanların ve hayvanların ayak izlerini izlemek, bu izleri saymak, izlerdeki ayak büyüklükleri hakkında fikirler üretmek
ve bu izleri çocukların kendi izleri ile karşılaştırmak diğer zamanlarda karşılaşamayacağımız fırsatlar tanımaktadır. Böyle
fırsatları değerlendirerek çocukların kelime hazinelerinin ve mantıklarının gelişmesi sağlanmış olmaktadır. Saymak ve karşılaştırmalar
yapmak, çocukların matematiksel becerilerini de artırmaktadır (Galvin, 1994, Dighe, 1993).
Zamanların çoğunu çocuklarla birlikte geçiren eğitimcilerin çocukların çevreye duyarlılığını artırmak için özellikle üzerinde
durması gereken bir çok nokta bulunmaktadır; İlgi çekici öğretim yöntemi geliştirme : Eğitimciler, çocuklarda var olan merak,
istek ve hevesleri, farklı öğretim yöntemlerin kullanarak ellerinden geldiğince desteklemelidirler. Oluşturulan uyarıcı
ortam ve bu ortam da çocuklara sağlanan olanaklar ve malzemeler, onların meraklarını tahmin etmelidir. Bu öğretim yönteminde,
çocuklar düşünmeye araştırmaya ve keşfetmeye teşvik edilmeli ve eğitimcilerle deneyimleri paylaşılmalıdır.
Çevre gezileri düzenleme : Çevre gezileri, çocuklara doğayla ilgili bilgileri sunmak için mükemmel bir olanaktır. Çocuklarla
beraber çevre gezilerine çıkılarak doğayla iç içe olmaları ve gözlem yapmaları sağlanmalıdır. Çocuklar ayrıca doğayla ilgili
soru sormaları için yüreklendirilmeli ya da eğitimci tarafından konu ile ilgili sorular sorularak merak uyandırılmalıdır.
Eğitimciler, onların minicik kafalarını birazcık karıştırıp gezi sırasında konuya ilgi çekerek düşünmelerini sağlamalıdırlar.
Çocukların Bu ne?, Neden?, Niçin? vb sorularını derhal yanıtlamanın onların öğrenmesine bir yararı olmadığı gibi çocukların
düşünmelerini sağlamadığı için verilen cevabın kalıcı olmayacağı da unutulmamalıdır. Yetişkinlerin çocukların sorularına
hemen cevap verme alışkanlıkları, çocukların bağımsız bir biçimde doğayı keşfetme ve bilgilerini kendilerinin inşa etme
isteklerini engellemektedir (Galvin, 1994).
Gezi öncesinde çocuklara orada nelerle karşılaşacakları önceden açıklanırsa, çocukların dikkatlerinin eğitimsel hedeflere
çekilmesi daha kolay olacaktır. Ayrıca gezi sırasında fotoğraflar çekmek ve bazı kayıtlar yapmak, daha sonra gördüklerini
tartıştıklarında hatırlamalarına ve o anda kaçırdıkları detayları görmelerini sağlayacaktır (Taylor ve ark. 1997).
Erken yaştaki çocukları doğada bir yürüyüşe çıkarttığımızda onlara sunacağımız bir çok fırsat vardır. Böyle bir gezi için
önceden hazırlıklar yapılmalı, büyüteçler, toplanan materyalleri koyabileceğimiz torbalar ya da plastik, içi görünebilen
bardaklar alınmalı, kağıt kalem bulundurulmalıdır. Bu geziler sırasında öncelikle çocuklar, duyularını kullanmaları için
motive edilmelidir. Geziye çıkmadan önce eğitimcilerin de bazı hazırlıklar yapmaları gerekmektedir. Mevsim özelliklerine
göre bitkiler ve hayvanlardaki değişimlerin neler olduğu, nedenleri göz atılması gereken bilgilerdendir. Gezi sırasında
çocukların her yeni buluşuyla ilgilenilmeli ve çocuğa sorular sorulmalıdır. Fakat karşılaşılan böcekleri onlara zarar vermeden
incelemek en önemli kural olmalıdır. Farklı havalarda dolaşarak (örneğin yağmurlu, güneşli) çocuklarda mevsimsel farklılıkları
fark etmeleri, tabiata ait olma duygularını yakalamaları, hayal güçlerini kullanmaları ve bu geziler sırasında kazandıkları
deneyimleri ifade etme yeteneklerini geliştirmeleri sağlanabilir. Çocukların gezi boyunca yaptıkları denemeler oldukça ilginç
olmaktadır. Çamur birikintilerini adımlarla veya ağaç dalları ile ölçmek, su içinde yaprağın kaç tane taş yüzdürebileceğini
denemek ve bunu daha büyük ve küçük yapraklarla karşılaştırmak sadece bir kaç örnektir (Fenton, 1996).
Çevre gezilerini değişik zamanlarda tekrarlamak her seferinde çocukların farklı şeyler keşfetmelerini sağlayacaktır. Örneğin;
kışın ördekleri beslemek amacıyla yakın çevredeki bir parka gidildiğinde, donmuş bir gölle, aynı gezi bahar aylarında planlandığında
ise çocuklar farklı deneyimlerle karşılaşacaklardır. Bir dağa, seraya yada bir çiftliğe yapılan gezilerde bu değişimleri
yakalamak mümkün olacaktır (Taylor ve ark. 1997).
Geziler sırasında eğitimcilerin görevi, çocuklara uygun çevrede uygun araçlar sağlayarak doğa ile güvenli bir ilişki kurma
fırsatını yaratmaktır. Eğitimciler doğayı ve doğa ile ilgili olayları iyi bilmelidir ki çocukların keşiflerini ve deneyimlerini
ona göre yönlendirebilsinler (Fenton, 1996). iyi planlanmış bir çevre gezisinde eğitimciler, emniyet için gerekli kuralları
ve uygun davranışları, nereye gidileceğini, ne görüleceğini ve oraya nasıl gidileceğini çocuklara önceden açıklamalıdırlar
(Taylor ve ark. 1997). Ayrıca eğitimciler, yapılan gezilerde çocukların canlı bir şeyleri toplamalarını ve koparmalarını
değil dinlemeleri, dokunmaları, koklamaları, göstermeleri ve gözlemlemeleri üzerinde durmalıdırlar (Dighe, 1993).
Çevre ile ilgili kitaplar okuma:
Çevre eğitimi ya da fen-doğa ile ilgili kılanlar okunarak, çocuklarda çevre bilinci oluşturulmalı, çevrelerine karşı ilgili,
duyarlı ve keşfetmeye istekli olmaları sağlanmalıdır. (Dighe, 1993). Çevre ile ilgili kitaplar aracılığıyla çocuklarda konuya
merak uyandırarak çevrelerini keşfetmeleri sağlanmalıdır. Zaman zaman hayal dünyaların geliştirici anlatımlara ve örneklemelere
de yer verilmelidir.
Çevre ile ilgili konuları oyunlaştırma:
Doğa ve çevre ile ilgili konulara program içerisinde yer vererek, çocukların bunları oyunlaştırmaları desteklenmelidir.
Böylece olayları somutlaştırarak çocukların yaşayarak - yaparak öğrenmeleri sağlanmış ve kolaylaştırılmış olur. Bu oyunlara
eğitimcilerin de katılması, oyun içinde yönlendirme yapmalarını, ortaya çıkan fırsatları değerlendirmelerini sağlayacak
ve çocukların kendilerini ifade etmelerine yardım edecektir.
Sanat eğitimi verme:
Çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara sanat eğitimi verilerek güzelliklere karşı duyarlılık artırmalı, gözlem yapma yeteneği
geliştirilmelidir. Sanatın hayatın bir parçası olduğu mesajı, çocuklara verilmelidir. Ayrıca sanatsal etkinliklerde gerçek
sebze-meyve ve tahıl-kurubaklagillerin kullanımını engellemek, onların baskılarda ya da kolay çalışmalarında kullanılması
yerine yiyerek tüketilmesi de çevreye duyarlılığın önemli bir boyutudur (Dighe, 1993). Artık materyallerin ve geri dönüşümü
olan kağıtların kullanımı ya da beğenilmeyen resimlerin yapıldığı kağıtların yırtılması yerine arka yüzlerinin kullanımı
etkinliklerde dikkat edeceğimiz çevresel boyutlardır.
Sınıf etkinliklerini dışarıya taşıma:
Zaman zaman sınıf içinde yer verdiğimiz etkinlikler dışarıya taşınmalı, çocukların doğayla iç-içeyken şiir yazmaları, hayallerini
resme dökmeleri ya da değişik tasarımlar yapmaları sağlanmalıdır. Hikaye kitabı okumak da , doğada yapılabilecek bir diğer
etkinliktir. Okunulan öykülere uygun olarak çocukların yaratıcı bir şekilde düşünmelerini sağlayacak oyunlar da oynanabilir
(Fenton, 1996). Doğa ile ilgili öyküleri canlandırırken yapılan gözlemlerden yararlanarak kostümler de hazırlanabilir. Hazırlanan
kostümlerin basit ama çocukların el emeği olmasına ve gerçeğe yakın hazırlanmasına da özen gösterilmelidir. Ayrıca, müzik,
dans ve sanat etkinlikleri de dışarıda yapılabilir (Dighe, 1993). Bazı zamanlarda yemekleri ve ara öğünleri doğayla baş
başayken yemek, eğer varsa balkon ve terası kullanmak, piknik yapmak da çocuklar açısından yararlı olacaktır. Çocuklar dışarıdayken
içeride olduğundan daha fazla doğayla ilgili deneyim kazanacaklardır. Güneşin sıcaklığının, rüzgarın gücünün, gölgenin serinliğinin
farkına varacaklardır. Etkinliklerini gerçekleştirirken açan çiçekleri, çiçekten çiçeğe konan böcekleri ve mevsimlerin farklılığını
da yaşayacaklardır. Dışarıda planlanan etkinliklerde çocuklar, doğadaki nesnelere dokunma, koklama ve o nesneleri görme
şansını da yakalayacaklardır. Böylece gerçek boyutlarını öğrenecek ve karşılaştırmalar yapabileceklerdir.
Oyun alanlarını iyi planlama:
Çocukların doğayı tanımaları ve doğal dünyayı öğrenmelerini sağlayan en uygun yerlerden biri de oyun alanlarıdır. Oyun
alanları bazı çiçeklerin ve serbestçe dolaşan evcil hayvanların bulunmasına olanak kılacak kadar geniş olmalıdır. Dikkat
edeceğimiz tek şey, evcil hayvanların çevresinin onların doğal yaşam koşullarına uygun olmasını sağlamaktır. Hayvanlara
özgü bazı davranışları ve yaşantıları anlamak, bitkilerin nasıl büyüdüğünü gözlemek ve bakımlarının nasıl yapıldığını öğrenmek
ve tüm bunlara bağlı olarak doğaya saygı duymak birincil amaç olmalıdır. Oyun alanının engebeli yerlerine plastik borular
yardımıyla tüneller inşaa etme, çocukların bu gibi yerlerde barınan hayvanların yaşantılarını öykünmelerine yardım edecektir.
Ağaçları büyük dalları arasına iki çocuğun oynayabileceği tahtadan evler inşaa etmek, hem kuş yaşantılarını incelemek hem
de kendi oyun çevrelerini oluşturmaları açısından yararlı olmaktadır.
Bahçe içinde oyun alanının biraz dışında bir yerlerde çevresi belirlenmiş ekip biçmeye elverişli bir yerde soğan, domates,
marul, maydanoz, biber, çilek, patlıcan vb. yiyecekler yetiştirilebilir. Böylece çocukların bitki yetiştirmenin aşamalarını
öğrenmeleri sağlanmalıdır. Ekmeden önce toprağı kazmak, taş parçalarından ve eski köklerden toprağı arındırmak, tohumu ekmek
ve üstünü toprakla kaplamak ve beklemek. Zaman zaman organik maddelerle toprağı beslemek, sulamak ve gelecek ekim için nasıl
hazırlamak gerektiği konusunda çocuklara bilgi vermek de gerekmektedir. Topraktan ilk filiz görün-düğündeki heyecan, çocuklarla
paylaşılmalıdır (Dighe, 1993). Bahçede eski materyallerden de yararlanılabilir. Örneğin; eski bir akvaryum kaktüs bahçesi
oluşturmak için kullanılabilir. Fakat çocukları dokunmak için değil sadece seyretmek için olduğu konusunda uyarmak gerekir
(Wilson ve ark, 1996). Bahçecilikle çocukların ilgilenmelerini sağlamak için bazı kurallara dikkat etmek gerekmektedir.
Öncelikle küçük yaşlarda başlamak, basit sorumluluklar vererek yardım etmesini sağlamak, ekmesi kolay olacağı için iri tohumları
tercih etmek, kısa zamanda sonucunu göreceği tohumlar kullanmak, çocukların ektikleri tohumlara ya da fidanlara etiketler
koymak, çocukların boyutlarına uygun aletler kullanmak, eğer uygun bir yer varsa sınırları belirlenmiş ayrı bir yeri kullanmasına
izin vermek, nasıl büyüdükleri, nelere ihtiyaçları olduğu gibi sorular sorarak düşünmelerini sağlamak ve onların sorularına
cevaplar vermek, ortaya çıkan ürünü pişirip yemek, iyi model olmak ve en önemlisi bu işten zevk almalarını sağlamak (Clemens
1996; Miles 1989).
Çevreyi iyi düzenleme:
Çocukların doğal çevreye ait bilgilerini ve farkındalıklarını artırmak için yapılabilecek bir şey de, onların etraflarını
bitki ve hayvan resimleri ile donatmaktır. Bu amaç için eski dergilerden kesilen manzara resimleri kullanılabilir. Çocuklar
bu resimlerdeki gerçek nesneleri ne zaman ve nerelerde gördükleri hakkında konuşmaları için cesaretlendirilmelidirler (Wilson
ve ark.,
Model olma:
Çocuklar yetişkinleri pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da model alarak ve onların davranışlarını gözlemleyerek, çevreyi
sevmeyi ve çevre ile ilgilenmeyi öğrenirler. Yetişkinler ağaçlarla, çiçeklerle ya da böceklerle ilgilendiğinde ve onlara
gereken özeni gösterdiğinde, çocuklarda çevre bilincinin doğup gelişmesi sağlanabilir ve çevresel farkındalık geliştirilebilir
(Galvin, 1994). Ayrıca çocuklar gereksiz kağıt, su ve ışık kullanımından kaçınmak gibi çevreyi korumaya yönelik davranışları
da yetişkinlerden model alırlar.
Sonuç
Okul öncesi yıllar.gelecek nesillere çevrecilik bilincini taşımada, doğa hakkındaki olumsuz tutumların ve duyguların önlenmesinde,
yaşam boyunca sürecek olumlu etkileşimin sağlanmasında ve koruyucu alışkanlıkların geliştirilmesinde en uygun yıllardır.
Çevrecilik eğitimi, doğal çevrenin korunması ve çocuğun gelişimi için oldukça önemlidir (Wilson ve ark., 1996). Ve en önemlisi,
doğa, küçük yaştaki çocuklar için eğlence dolu, heyecanlı ve gelişmelerini sağlayıcı bir ortam oluşturmaktadır. Biz eğitimcilere
düşen görev ise öncelikle çocukların heyecan, merak ve ilgilerini paylaşmak (Dighe, 1993) ve bu doğal ortamdan olabildiğince
yararlanmak ve keşfetmek isteyen çocuklara yol göstererek onların çevreye duyarlı olmalarını sağlamaktır (Galvin, 1996).
Unutulmamalıdır ki, çocuğun çevresine karşı duyarlı olabilmesi, çevre hakkında bilgi sahibi olması ve böylece kendi varlığı
ile ilişkilendirilmesi ile olanaklıdır (Türksoy 1991). Ve doğaya saygının, çevreyi öğrenmenin önemli bir boyutu olduğu akıldan
çıkarılmamalıdır.
Aşağıdaki öneriler, okulöncesi çocukların çevreye duyarlılığını artırmak amacıyla hazırlanmıştır.
- Okul öncesi eğitim programları içerisinde, bilim ve çevre ile ilgili konulara ver
merak duyması sağlanmalı ve çevreyi nasıl koruyacakları hakkında bilgi verilmelidir.
- Sınıflarda doğa ve bilim köşelerine yer verilmeli,
- Müzeler, oyun alanları vb. yerlerde bazı kısımlar, her yaştaki çocukların dokunabilecekleri, aktif olarak katılabilecekleri
fırsatlarla donatılmalı (örneğin, gördüklerini o anda resimleyebilecekleri yerler, kağıdı üstüne koyup izini çıkarabilecekleri
mekanlar, hayvanları yakından gözlemleyebilecekleri yerler vb.)
- Okulöncesi eğitimcilerinin ve ebeveynlerin çevreye duyarlı olmalarını sağlayıcı eğitimden geçirilmeleri de oldukça
yararlı olmaktadır.
Kaynaklar
- Clemens J.B. (1996)
Gardening ıvith children. Young Chüdren. 51,4 May, 22-27.
- Dighe, J. (1993)
Children and the earth. Young Children. 48, 3, March, 58-63.
- Fenton, G.M. (1996)
Back to our roots in nature's classroom. Young Children. 51, 3, March, 8-11.
- Galvin, E.S. (1994)
Thejoy ofseasons: with the children, discover thejoys ofna-ture, Young Children. 49, 4, May, 4-9-
- Miles, A.B. (1989)
Cultivate a budding gardener. Parents. 64, 4, April, 78, 79, 82.
- Taylor, S. /., Morris, V.G., Cordeau-Yo-ung, C. (1997)
Field trips in early child-hood settings: expanding the walls of the classroom. Early Childhood Education Journal. 25,
2, 141, 146.
- Türksoy, Ö. (1991)
Çocuk ve çevre duyarlılığı eğitimi. Yaşadıkça Eğitim. 19, Kasım -Aralık, 22-31
- Wilson, R.A., Kilmer, S.J., Knauerhase, V. (1996)
Developing an environmental outdoorplay spce. Yonug
|
|
|