|
|
Öğretmenlikte
İlk Yıl
 |
Bu ay Büyük Kolej bilgisayar öğretmenlerinden Selma AYDIN ile öğretmenliğinin
ilk yılında karşılaştığı problemler, kazandığı tecrübeler ve bu tecrübelerin
ona neler kattığı konuları üzerine sohbet ettik.
|
 |
Selma
AYDIN
Büyük
Kolej Bilgisayar Öğretmeni |
|
Selma
AYDIN, 1999 ODTÜ Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi mezunu. Halen
aynı bölümün yüksek lisans programına devam ediyor. Bilgisayar okur-yazarlığı
eğitimi üzerine, okulöncesi yaş grubuna yönelik çalışmalar yapıyor.
|

İlk ders verdiğiniz sınıfınızda neler yaşadınız?
Benim ilk dersim, resmi olarak öğretmenliğe başlamadan önceydi. Çalışacağım
okuldan işe başlayacağıma dair onay almadan önce bana “bir kaç defa okula gelerek
hem sen denemiş ol, hem de biz kararımızı verelim” şeklinde bir öneri getirdiler.
Daha üniversiteden mezun olmamıştım, Mayıs’ın sonları falandı. Okula gittim,
daha önceki bilgisayar öğretmeni, askerlik dolayısıyla ayrılmış. Sekreter “bilgisayar
laboratuarına git, Ahmet Bey sana yardımcı olacak” dedi. Ahmet Bey okulun bilgi-işlem
sorumlusu. Ahmet beyi buldum. “Macintosh kullanmayı biliyor musun, biliyorum,
işte lab, işte sınıf... Sorun olursa ben buralardayım” deyip çıktı. Üniversite
“Macintosh kullanmıştık ama benim çalışacağım okulda i-mac’ler var az da olsa
farklı, zaten o ruh hali içinde PC bile olsa farketmezdi...
Senenin son günleri olduğu için çocuklar serbest çalışma yapıyorlar ve yeni
yüklenen bir oyunu oynuyorlardı (ama bunu o sırada farketmiş değildim). Çocuklar
sürekli oyun hakkında birşeyler soruyorlardı bana. Hem sisteme yeniyim hem de oyuna.
Halimi varın siz düşünün. Dönemin sonu ne yapılır ki... Benden önce neler yapılmış
bilmiyorum. Herşeyi bilmem gerek, sınıfa hakim olmalıyım, ne yapmalıyım,
şimdi ne göstersem, ne anlatsam, ne söylesem diye bocalayıp duruyorum. Üniversitede
gördüklerimi düşünüyorum bir yandan; sınıfa gireceksin, ne yapacağın, neler
anlatacağın önceden belli, öğrenciler derse hazır, ağzından çıkacağı bekliyor.
İçinde bulunduğum duruma bakıyorum ama hiç de öyle değil... Dersin ortasında
girmişim laboratuara zaten, herkes konuşuyor, öğrenciler izin alıp arkadaşlarına
oyun hakkında açıklamalar yapıyorlar, şifreler, tüyolar veriyorlar ve ben hiç
birşey yapamıyorum. Ne yapmam gerektiğine karar veremiyorum ki. Ben sadece ders
izleyeceğim, okulu tanıyacağım sanıyorken dersin ortasında buluverdim kendimi.
Sürekli gözüm duvardaki teneffüs saatlerinde bir de kolumdaki saatte.. Çabuk
geç, çabuk geç... Neyse teneffüs oldu hemen bilgisayarı kurcalamaya başladım,
çocukların n'aptığını anlamaya çalıştım ama panik içinde. Yine zil yine ders
ama bu defa daha az panik, daha az stres ... Son derse girdiğimizde artık rahattım
ama şimdiki gibi değildi hiçbir şey tabii. Tam bugün bitti ve tüm sıkıntılar
da derken “yarın yine gel” dediler, düşünün bendeki ruh halini, buyrun cenaze
namazına denecek bir durumdayım.
Gerçek anlamda Eylül’de Milli Eğitim Bakanlığı onaylı bir öğretmen olarak derse
girdiğimde herşey çok daha kolaydı benim için. Heyecan yok, herşey kontrolümde...
Ne de olsa 1 aylık yaz okulu ve öncesinde benim için unutulmayacak bir kaç günlük
bir tecrübeyle hazırdım artık öğretmenliğe...
Hangi konularda kendinizi bilgisiz hissettiniz? Ders planı konusunda sıkıntılarınız
oldu mu? Yıllık plan, ders planları konusundaki sıkıntılarınızla nasıl başa
çıktınız?
Hazırdım dedim ama okul başladığında bu sefer de yıllık plan, günlük plan kaygısı
düştü yüreğimize. Okulda bizden tecrübeli bir bilgisayar öğretmeni yoktu. Üniversitedeki
bölüm arkadaşım ve ben vardık bilgisayar öğretmeni olarak. Önümüzde ne bir örnek
vardı, ne de bu işten anlayan biri. Okul idaresi diğer derslere ait örnek plan
verdi ama o kadarını biz de üniversitede gördük, yaptık, yeterli değilmiş meğer....
Neyi önce öğretsek neyi sonra, bizden önce neler öğrenmişler, hangi sınıfa ne
göstersek... Üniversiteden hocalarımıza danıştık, Internet’i taradık, Milli
Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği kaynaklara baktık, kitapçılara sorduk. Sonunda
üstesinden geldik. Bu yıl plan yapmak çok kolay oldu, temelini kendimiz oluşturmuştuk
ne de olsa.
Yıllık plan yaparken Internet’e, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önerdiği,
okul idaresinin bize verdiği kitapçıklara baktık demiştim ya, benim ilk yılım
sırasında Internet’te birşey buldum desem yalan olur. Ama sonraki yıl daha çok
şey vardı, sanırım seneye daha çok olacak. Bilgisayar eğitimi konusunda nedense
Internet’te olmadığı gibi yazılı olarak da elle tutulur bişeyler bulamadık.
Hangi kaynaktan dediğinizde; Internet’ten bilgi almayı tercih ederim derim.
Çünkü üzerinde oynamak kolaylığı (yanlış anlaşılmasın yaralanma anlamında) defalarca
çıktısını alma kolaylığı, istediğin yerden erişme kolaylığı, kaynağın sahibi
kişilere ulaşabilme kolaylığı (bir e-mail uzaklığında herşey).. Basılı materyallerde
bu iş daha bir zahmetli oluyor, eh sözlü kaynağın dezavantajları da tahmin edebildiğiniz
gibi yazılı kaynakların kullanım zorluklarına benziyor. Bir bilgisayar öğretmeni
olarak bilgisayar üzerindeki kaynakları tercih ediyorum.
Hizmet
içi eğitim verildi mi ?
Hizmet içi eğitim olarak, bilgisayar eğitimine yönelik değil de daha çok öğretmenliğe,
genel anlamda eğitim-öğretime yönelik eğitimler aldım. Sınıf yönetimi, dikkat
dağınıklığı vs. Bu bakımdan şanlıyım çalıştığım okul yöneticileri bu konuda
yeterince olanak sundular. Ayrıca istediğimiz zaman bizim yararlı gördüğümüz
eğitimlere katılma
imkanı sağladılar. Bunların da yararlı olduğu inancındayım.
Hangi konularda hizmet içi eğitim almak isterdiniz?
Bilgisayar eğitiminin verilişine, uygulanabilecek aktivitelere, Internet’in
eğitimde kullanımına yönelik eğitimler ağırlıklı olsun isterdim ya da bu konuda
bilgi alabileceğim kaynaklar olsa faydalı olur diye düşünüyorum..
|
|
|